Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat
Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат
Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.
Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.
Alifbo koʻrsatkichi
Herhangi bir sebeple ortaya atılan, uydurma (söz).
YAKITOdun, kömür, mazot gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde, yakacak, mahrukat.
YAKKABir, bitta, yolgʻiz.
YAKKALAMOQBir oʻzini boshqalardan ajratib qoʻymoq, yolgʻiz qoldirmoq; ajratib tashlamoq, yolgʻizlam…
YAKKALIKYolgʻizlik, yagonalik.
YAKLAShIKTakribi.
YAKLAShIMYaklaşmak işi.
YAKLAShMAK(Zaman veya uzaklık için) Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı…
YAKMAChSıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten aygıt, brülör.
YAKMAKYanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak.
YAKSHANBAHaftaning soʻnggi yettinchi kuni; umumiy dam olish kuni.
YAKSONTor-mor boʻlmoq, yoʻq boʻlmoq, tugatilmoq.
YAKTAKUzun, oldi ochiq erkaklar koʻylagi.
YAKUNXulosa, natija.
YAKUNLAMOQXulosa, natija chiqarmoq.
YAKUTPembe veya erguvan tonlarıyla karışık koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan …
YALKöpek ve ineklere yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek.
YALABIKParlak, parıltılı, ışıltılı.
YALAKHayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap.
YALAKADalkavuk.
YALAMAYalamak işi.
YALAMAKBir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek.
YALAMOQYeyish yoki mazasini tatish maqsadida biror narsaga tilini tegizmoq; til vositasida ogʻiz…
YALANAldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz, kıtır.
YALANCIYalan söylemeyi huy edinmiş olan
YALANGDov-daraxtsiz, imoratsiz; ochiq, boʻsh.
YALANGLIKDov-daraxtsiz keng, imorat qurilmagan; ochiq, boʻsh yer; tekislik.
YALANGʻOCHKiyim kiymagan, ust-boshsiz.
YALANLAMAK(kimse).
YALAP YALAPParıl parıl, parıldayarak.
YALAZAAlev.
YALChINDüz, sarp.
YALDIRAKParlak, cilalı.
YALDIZEşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki alt…
YALDIZLIÜzerine yaldız sürülmüş, yaldızla süslenmiş.
YALELLİArapça şarkı.
YALIDeniz, göl veya ırmak kenarı, düz ve açık su kıyısı, sahil.
YALI YARYüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru geril…
YALIMAlev.
YALINAlev.
YALIN AYAKAyakları çıplak.
YALIN GOʻZGöz kapakları olmayan.
YALIN KILIChElinde kılıç olduğu halde, kılıçlı olarak, dal kılıç.
YALINCAKÇıplak.
YALINLIKYalın olma durumu, sadelik.
YALINMOQBiror narsaga koʻndirish uchun iltimos qilmoq; yolvormoq.
YALITIMTecrit, izolasyon.
YALLAYengil va shoʻx qoʻshiq, ashula.
YALLAHHaydi, yürü, kalk, git.
YALLIGʻAlanga, yolqin.