Узбекско-турецкий толковый словарь
Oʻzbekcha-turkcha va turkcha-oʻzbekcha izohli lugʻat
Rafiyev, Abduroziq; Oʻzturk, Tunjay; Oʻzturk, Yuksal; Xudoyberdiyev, Joʻra; Mirhakim, Mirsanjar; Bilen, Ismoil; Aydoʻgʻan, Taner; Annayev, Abror (1997). Oʻzbekcha-turkcha va turkcha-oʻzbekcha izohli lugʻat. Tashkent: Oʻzbek-turk litseylari nashri / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.
Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.
Алфавитный указатель
Sürekli boğuk ve kalın ses çıkarmak.
UGʻULTUGürültü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi.
UGʻUNMAKBüyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak, soluğu tıkanmak, ağlaya ağlaya bayılmak.
UGʻURBazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti ve bazı nesnelerde v…
UGʻURLAMAKHedef, amaç, gaye, yol. Gideni esenlik ve sevgi dilekleriyle geçirmek, selametle gönderme…
UHDEBirinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev.
UHREVİÖbür dünyayla ilgili, ahretle ilgili.
UHUVVETKardeşlik.
UKABir ota-ona oʻgʻillaridan kichigi (katta yoshdagi farzandlariga nisbatan).
UKALAKendini akıllı ve bilgili sanan, bilgiçlik taslayan (kimse).
UKDEDüğüm, yumru.
UKUBETCeza.
ULAKHaberci, haber veren kimse.
ULAMAralarında herhangi bir bakımdan ilgi veya benzerlik bulunan şeylerin tümü, makule, zümre…
ULAMAUlamak işi.
ULAMAKEklemek, katmak, ilave etmek.
ULAMOQIp, arqon, tasma va sh.k. narsalarning uchlarini bir-biriga bogʻlab, tikib biriktirmoq.
ULANEy.
ULAShIMUlaşmak işi.
ULAShMAKVarmak, gelmek.
ULASHMOQBoʻlib bermoq, taqsimlamoq.
ULAShTIRMAUlaştırmak işi.
ULEMABilginler.
ULEMALIKBilginlik, alimlik.
ÜLEShMEKBölüşmek, paylaşmak.
ÜLEShTİRMEKPay edilmek, üleşilmek.
ULFATSuhbat, ziyofat va sh.k. da birga boʻladigan kishilar orasidagi doʻstlik.
ULFATCHILIKUlfatlar yigʻini, ziyofati.
ÜLFETAlışma, kaynaşma.
ULGʻAYMOQBalogʻatga yetmoq, katta boʻlmoq.
ULGURMOQBiror ishni bajarishga imkoniyat, muddatini choʻzmoq.
ULKANEgallagan oʻrni, hajmi gʻoyat yirik, juda katta.
ÜLKEBir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket.
ÜLKERBoğa burcunda, yedi yıldızdan oluşan takım, Süreyya.
ÜLKÜAmaç edinilen, ulaşılmak istenilen şey, ideal.
ÜLKÜCÜBir ülküye bağlı olan, idealist.
ÜLKÜSELÜlküyle ilgili, ideal.
ULOQNarsalarning ulangan joyi.
ULOQTIRMOQBiror tomonga otmoq.
ÜLSERSindirim organlarında ve özellikle mide ile on iki parmak bağırsağında görülen yara, karh…
ÜLTİMATOMBir devletin başka bir devlete verdiği ve hiçbir tartışma veya karşı koymaya yer bırakmak…
ÜLTRASONİnsan kulağının alamayacağı nitelikte olan yüksek frekanslı ses titreşimi.
ÜLTRAVİYOLEMor ötesi.
ULUErdemleri bakımından çok büyük, yüce.
ULU ORTABir şeyin aslını bilmeden düşünüp tartmadan, çekinmeden, açıktan açığa.
ULUGʻEgallagan oʻrni, hajmi gʻoyat yirik; mavqei yuksak..
ULUGʻLAMOQHurmatga sazovor qilmoq.
ULUGʻVORSavlat toʻkib turadigan, salobatli.
ÜLUHİYETTanrılık vasfı, tanrısallık.
ULUMBilimler, ilimler.