Hayot Foundation loyihasi
Oʻz
Tarjima

Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat

Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат

Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.

Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.

Alifbo koʻrsatkichi

Barchasi a b d e f g h i j k l m n o p q r s t u v x y z o g oʻ gʻ sh ch
DALAShMAK

(Köpekler) Boğuşup birbirini ısırmak.

DALAVERE

Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş.

DALBASTI

Bir tür iri, aşılı kiraz.

DALDA

Ruhni koʻtaruvchi, kuch-gʻayrat, sabr-matonat, mardlik baxsh etuvchi soʻz.

DALGA

Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgarın, depremin vb. doğa olayları…

DALGACI

İşine gereken önem ve dikkati göstermeyen.

DALGICh

Su yüzeyi altında çalışmayı meslek edinen kimse, balık adam.

DALGIN

Çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşüncelere dalmış olan veya dikkatini be…

DALIL

Fikr-mulohaza va sh.k.ni tasdiqlovchi yoki voqea-hodisa haqida guvohlik, dalolat beruvchi…

DALILLAMOQ

Fikr, mulohaza, daʼvo va sh.k.ning toʻgʻriligini asoslamoq, fakt, dalil va sh.k. bilan ta…

DALKAVUK

Kendisine çıkar ve yarar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yara…

DALKIRAN

Zorlu esen rüzgar.

DALLOL

Savdo-sotiqda oluvchi bilan sotuvchi oʻrtasida vositalik qiluvchi, molga narx qoʻyib, ula…

DALMAK

Suyun içine bütünüyle ve hızla girmek.

DALTONİZM

Renk körlüğü.

DALYAN

Deniz, göl ve ırmaklarda kıyılara yakın yerlerde ağ ve kazıklara oluşturulan büyük balık …

DAM

Nafas, tin.

DAM

Yapıları üzerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm.

DAM-BADAM

Dam oʻtmay, har damda, tez-tez.

DAMA

Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun.

DAMACANA

Su veya başka sıvıları taşımaya yarayan büyük şişe.

DAMAK

Ağız boşluğunun tavanı.

DAMAR

Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal.

DAMAT

Güvey.

DAMBA

Daryo, soy, suv havzasi yoqalariga tuproq, shagʻal, beton va sh.k.dan koʻtarilgan toʻsiq,…

DAMGA

Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç.

DAMITIK

Damıtılarak elde edilmiş olan.

DAMITMAK

Gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneler ısı yoluyla temel öğelerine ayrıştırmak.

DAMIZLIK

Yalnız dölü alınmak için yetiştirilen yüksek nitelikli (hayvan veya bitki).

DAMLA

Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı.

DAMLAMAK

Damla durumunda tane tane düşmek veya dökülmek.

DAMLAMOQ

Biror narsaning ichiga havo yubormoq.

DAMPER

Bir şasinin üzerine takılmış, inip kalkan kasası olan, yükü boşaltan düzen.

DAN DAN

Kaba, kırıcı.

DANA

İneğin, sütten kesilmesinden bir yaşına kadar olan erkek yavrusu.

DANAK

Baʼzi oʻsimliklar mevasining ichidagi qattiq poʻchoq va magʻizdan iborat urugʻi.

DANDİNİ

Bebekleri uyuturken, oyalarken söylenen tekerlemelerde geçer.

DANGAL

Yuz-xotir qilmasdan ochiq-ravshan, roʻyi-rost aytilgan.

DANGALAK

Akılsız, düşüncesiz.

DANGASA

Ishyoqmas, tanbal.

DANGIL DUNGUL

Dili ve davranışları kaba.

DANGʻILLAMA

Keragidan ortiq hasham berilgan, hashamatli.

DANIShIKLI

Gerçekte olmadığı halde bir anlaşma sonunda öyle gösterilen.

DANIShMA

Danışmak işi, istişare, müzakere.

DANIShMA BÜROSU

Bazı kuruluşların işleriyle ilgili olarak sorulacak soruları cevaplamak için açılmış büro.

DANIShMAK

Bir konu hakkında veya bir iş için bilgi almak, yol sormak, görüş almak, istişare etmek, …

DANIShMAN

Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse, müşavir.

DANS

Müzik temposuna uyularak yapılan vücut hareketleri.

DANSOʻR

Dans etmeyi meslek edinen erkek.

DANSOʻZ

Dans etmeyi meslek edinen kadın.