Проект Hayot Foundation
Ру
Переводной

Узбекско-турецкий толковый словарь

Oʻzbekcha-turkcha va turkcha-oʻzbekcha izohli lugʻat

Rafiyev, Abduroziq; Oʻzturk, Tunjay; Oʻzturk, Yuksal; Xudoyberdiyev, Joʻra; Mirhakim, Mirsanjar; Bilen, Ismoil; Aydoʻgʻan, Taner; Annayev, Abror (1997). Oʻzbekcha-turkcha va turkcha-oʻzbekcha izohli lugʻat. Tashkent: Oʻzbek-turk litseylari nashri / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.

Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.

Алфавитный указатель

Все a b d e f g h i j k l m n o p q r s t u v x y z o g oʻ gʻ sh ch
SAADET

Mutluluk, ongunluk, kut, mut.

SAAT

Bir günlük sürenin yirmi dörte birine eşit zaman parçası.

SAATChİ

Saat yapan, onaran veya satan kimse.

SABA

Kaba saba.

SABAB

Biror ish-harakat, voqea, hodisa va sh.k.ning yuzaga kelishi uchun omil boʻlgan boshqa bi…

SABABCHI

Biror ish, voqea-hodisa yoki holatning yuzaga kelishiga, sodir boʻlishiga sabab boʻlgan k…

SABAH

Gündüzün, günün başlangıcı.

SABAH NAMAZI

İslam'da güneş doğmadan önce yapılan ibadet.

SABAHLIK

Sabahları yataktan kalkınca geçici olarak giyilen üstlük.

SABAN

Tarlaya ekilir duruma getirmek için çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım ara…

SABİ

Küçük çocuk.

SABIK

Geçen, önceki, eski.

SABIKA

Geçmiş bulunan şey, geçmiş bulunan olay.

SABIKALI

Sabıkası olan.

SABIR

Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini…

SABIRLI

Sabır gösteren, katlanan, sabreden.

SABİT

Yerinden oynamayan, yer değiştirmeyen, durağan.

SABO

Ertalabki yengil, salqin shamol.

SABOQ

Oʻqish-oʻqitishning maʼlum temaga bagʻishlangan, belgili vaqt davom etadigan boʻlagi.

SABOT

Oʻz soʻzida mustahkam turish, bukilmas iroda.

SABOTAJ

3.Değişmeyen, hep aynı kalan, önceden ayarlanmış. Baltalama.

SABOTE ETMEK

Baltalamak.

SABOTLI

Oʻz soʻzida mustahkam turuvchi, bukilmas irodali.

SABR

Oshiqmasdan kuta bilish yoki oʻzini tiya olish.

SABRSIZ

Sabri yoʻq, besabr.

SABUN

Kirli ve yağlı şeyleri temizlemekte kullanılan, türlü yağlarla alkalileri birleştirerek y…

SABZA

Yam-yashil barra oʻt, maysa.

SABZAVOT

Rezavor, poliz ekinlari va ularning ovqatga ishlatiladigan mahsuli.

SABZI

Sabzavot oʻsimligi va uning ovqatga ishlatiladigan ildiz-mevasi.

SAC

Yassı demir çelik ürünü.

SACAYAK

Üzerine tencere tava gibi şeyler koymaya yarayan, üç ayaklı çember veya üçgen biçimindeki…

SACh

Baş derisini kaplayan kıllar.

SAChAK

Kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül.

SAChAKLANMAK

Kenarları saçak gibi olmak.

SAChI

Gelinin başından saçılan çiçek, şeker, arpa, para gibi şeyler.

SAChKIRAN

Bir mantarın oluşturduğu, kılları döken bir deri hastalığı.

SAChMA

Saçmak işi.

SAChMAK

Bir şeyi ortalığa dağıtmak, dökmek.

SAChMALAMAK

Saçma sapan sözler söylemek.

SAChMALIK

Yeri ve değeri olmayan söz, davranış.

SACHRAMOQ

Parchalanib otilmoq.

SADAF

Marvarid hosil qiladigan, mollyuskalarga mansub bir turli dengiz jonivori.

SADAKA

Yoksullara yardım olarak karşılıksız verilen şey, dini vecibe.

SADAKAT

İçten bağlılık, güçlü dostluk.

SADAQA

Tilanchilarga, muhtojlarga beriladigan xayriya.

SADARET

Osmanlı İmparatorluğunda başbakanlığa verilen ad.

SADE

Süsü, gösterişi olmayan.

SADE YAGʻ

Sütten elde edilen yemeklik yağ.

SADECE

Yalnız, ancak, sade.

SADET

Konuşulan asıl konu.