Узбекско-турецкий толковый словарь
Oʻzbekcha-turkcha va turkcha-oʻzbekcha izohli lugʻat
Rafiyev, Abduroziq; Oʻzturk, Tunjay; Oʻzturk, Yuksal; Xudoyberdiyev, Joʻra; Mirhakim, Mirsanjar; Bilen, Ismoil; Aydoʻgʻan, Taner; Annayev, Abror (1997). Oʻzbekcha-turkcha va turkcha-oʻzbekcha izohli lugʻat. Tashkent: Oʻzbek-turk litseylari nashri / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.
Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.
Алфавитный указатель
Alın yazısı, yazgı.
KADITanzimata kadar her türlü davalara, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yaln…
KADİMBaşlangıcı olmayan, eski, ezeli
KADINmahkemelerin başkanlarına verilen ad. Dişi cinsten erişkin insan, erkek veya adam karşıtı.
KADİRDeğer, kıymet.
KAFABaş (Özellikle insan başı).
KAFA TASChILIKİnsanları kafa taslarının biçimine göre değerlendiren görüş.
KAFADARGörüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri.
KAFANKoʻmish oldidan murdani oʻraydigan oq mato
KAFEİNKahve ve çaydan elde edilen, hekimlikte kullanılan, uyarıcı niteliği olan bir madde.
KAFESAralıklı telden, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış, genellikle taşınabilir koyacak.
KAFETERYAMüşterilerin kendi kendilerine servis yaptıkları lokanta.
KAFİYeterli, yetecek ölçüde olan.
KAFILBiror narsaga yoki biror kimsa haqida boshqalarni ishontirib masʼuliyatini oʻz ustiga olu…
KAFİLEBirlikte yolculuk eden topluluk.
KAFILLIKBiror narsaga yoki biror kimsa haqida boshqalarni ishontirib masʼuliyatini oʻz ustiga oli…
KAFİRTanrı'nın varlığını inkar eden (kimse).
KAFİYEŞiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı sesi veren hecelerin benzeşmesi, uyak.
KAFTQoʻlning bilak uchidan barmoqlarigacha boʻlgan ichki yaxlit qismi.
KAFTANÇoğu ipek bir çeşit uzun, süslü üst giysi.
KAGʻAN(Hakan sözünün eski biçimi) Hanların bağlı olduğu devlet başkanı, imparator.
KAGʻITHamur durumuna getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılan, yazı yazmaya, basmaya, bir …
KAGʻNIİki tekerlekli, tekerlekleri tek parça, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası.
KAGʻShAMAKEskimek, dağılmaya yüz tutmak.
KAHBazen, zaman zaman, gah.
KAHİNDoğa üstü yollardan gizli, bilinmeyen şeyleri veya geleceği bilme iddiasında bulunan kims…
KAHİRYok etme, ezme, perişan etme, mahvetme.
KAHKAHAGülerken çıkan ses.
KAHPEOrospu.
KAHRAMANSavaşta veya tehlikeli bir durumda yararlık gösteren (kimse), alp, yiğit.
KAHRETMEKEzmek, perişan etmek.
KAHROLMAKHALOK QILMOQ
KAHROLSUNYok olsun, mahvolsun anlamında ilenme bildirir, yaşasın karşıtı.
KAHVALTIGenellikle sabahları ve ikindi üstü yenilen hafif yemek.
KAHVESıcak iklimlerde yetişen kök boyasıgillerden bir ağaç.
KAHVERENGİKavrulmuş kahvenin rengi.
KAHYAKonak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimse.
KAİDEKural.
KAİM(Başka bir şeyin yerine) Geçen.
KAİNBulunan, olan.
KAİNATEvren.
KAKAKötü, çirkin.
KAKALAMAKSürekli çekiştirmek, itmek, kakıp durmak.
KAKIShMAKDürtüşmek, itişmek.
KAKKUOʻzi in qurmaydigan, boshqa qushlarning uyasiga tuxum qoʻyadigan oʻrmon qushi.
KAKLIKTovuqsimonlar oilasiga mansub sayroqi togʻ qushi.
KAKÜLAlnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç, perçem.
KALSochni toʻkib yuboradigan, yuqumli teri kasalligi.
KALABALIKÇok sayıda insan topluluğu.
KALAMUSHKemiruvchi sutemizuvchilarga mansub zararkunanda hayvon.