МАҲАЛ, МАРТА Kez.
Поиск
По запросу «KEZ» — результатов: 30
Фильтр
В определениях
30 · страница 1 из 2ДАФЪА, МАРТА Kez, kere.
КАРРА, ДАФЪА Kez, defa, sefer.
МАСХАРАБОЗ Orta oyununda çoğu kez aptal uşak rolünü oynayan komik.
НАМОЗ Müslümanların günde beş kez yapmaları dince buyurulan ibadet, salat.
ЯНГИ, ТОЗА 1.Mevsimin başında ill. yetişen (meyve, sebze). 2.Yeni, ilk kez ortaya çıkan.
1.ҚУЧОҚЛАМОҚ, 2.ЎРАЛМОҚ 1.Sarmak işi yapılmak 2.Bir şeyin üzerine bir veya birkaç kez dolamak
КУН 1.Gündüz. 2.Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre.
НЕЧАНЧИ 1.Kaç soru sıfatının sıra biçimi. 2.(Cümle, soru cümlesi olmadığında) çok kez, birçok kez.
ТАНВИН Arap yazısında, bir ünsüzün iki kez okunması gerektiğini gösteren harfin üstüne konulan işaret.
1.САВДО-СОТИҚНИ БОШЛАШ. 2.БИРИНЧИ МАРТА. 1.(Bir şeyi satıp veya satın alıp) Alış verişe başlama. 2.İlk kez olarak
Йилда бир мартадан кўп ҳосил берувчи дарахт, ўсимлик. Yılda birkaç kez meyve veren veya çiçek açan (asma, gül vb.).
ТЕПА 1.Bir şeyin en üstteki bölümü. 2.Yüksekligi genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi.
ВОҲА Çöllerde çoğu kez yüze çıkan yer altı sularının yarattığı ve önemi suyun niceliğine bağlı olarak değişen tarım veya yerleşim bölgesi.
ҚАСИДА 15 beyitten az olmayan, bütün beyitleri ikinci dizeleri en baştaki beyit ile kafiyeli bulunan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan divan edebiyatı manzumesi
1. imkoniyat, qulay fursat (payt, kez, vaqt), imkon; 2. tasodif, tasodifiy hol; 3. baxtli tasodif; 4. tavakkal, tavakkalchilik 1. возможность; 2. случай, случайность; 3.
1.ПАРТИЯ (сиёсий). 2.ҚУТЛОВ КЕЧАСИ. 3.ПАРТИЯ (ўйинларда). 4.ПАРТИЯ (товар, мол). 1.Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasi topluluk, fırka. 2.Kutlama.
bejiz Bekor, bekorga, bekordan-bekor, asossiz (faqat boʻlishsiz feʼllar bilan). Har kim oʻrganini oladi deb, bejiz aytilmagan. Ertoʻgʻon degan otni Otam qoʻymagan bejiz.
1.ЛАМПОЧКА. 2.УКОЛ ДОРИ АМПУЛАСИ. 1.İçinde, elektrik akımı ile ak kor durumuna gelerek, ışık verebilen bir iletkeni bulunan,havası boşaltılmış cam şişe. 2.İçinde çoğu kez
qulay fursat (kez, payt, vaqt), imkon, imkoniyat; to take the opportunity n (pl opportunities) (of) fursatdan (imkoniyatdan) foydalanmoq удобный случай, возможность; to t